Hikaye

Yılbaşı

Yılbaşı

Halis bey sıradan bir iş günü yemekhanede konuşulanları dinledikçe hayret ediyordu. Birçok arkadaşı o gece için planlar yapıyordu.Bazıları arkadaşlarına gidecek,bazıları da eğlence yerlerinde yer ayırtmışlardı bile. Ballandırarak anlatıyorlardı.

- Biz geçen sene de oraya gitmiştik.Bir görseniz o kadar çok eğlendik ki bütün gece çok güzeldi. Sabah biraz zor kalktık ama değdi valla.

- Bizde bacanaklara gittik geçen sene. Sabaha kadar tombala oynadık. Eve aldığımız içkileri içtik. Sizin gibi kazıklanmadık yani. Sabaha kadar yedik içtik. Televizyonda da çok güzel eğlenceler vardı. Gazinoyu aratmıyordu yani Çok eğlendik çok. Bu senede onlar bize geleceklermiş.

Her kafadan ayrı sesler çıkıyordu. İlk kez bir an önce kendini eve atmak istedi Halis bey.

Çıkış saatinde koşar adımlarla çıktı fabrikadan. Fabrika bahçesinde işçilerin konuşmalarına kulak misafiri oldu yine. O gece neler yapacaklarını,o geceyi nasıl geçireceklerini anlatıyorlardı birbirlerine hararetle.

Arabasına doğru yöneldi. Düşünceli ve dalgın bir şekilde bindi arabasına.Yerine oturduğundaysa gözleri servis bekleyen işçilere takıldı yine. Halis bey bölüm şefi olana kadar oda servisle gelip gitmişti işe. Yıllarca zorluklarla, mücadele ile yükselmişti bulunduğu yere. Ama hiç unutmamıştı mazide yaşadıklarını. Unutulacak şeyler değildi ki.İlk işe girdiği gün ne kadarda sevinçliydi.Uzun süren işsizlikten sonra iş bulabilmenin verdiği sevinçle nasılda heyecanlıydı. Ne kadar dualar ve şükürler etmişti Rabbine. Evet ne kadar şükretse yine azdı.Onun gibi uzun süre işsiz olduğu halde hala bir iş bulamayan o kadar çok insan vardı ki. Fabrikaya ilk girişini,arkadaşlarıyla ilk karşılaşmasını,bulunduğu bölüme gelerek yapacağı işe hasretle sarıldığı o günü asla unutamazdı.Zorluk çekmeden rahatlığa ulaşılmazdı elbette.Zorluk çekerek ulaşılan yerin kıymeti mutlaka daha güzeldi.Yaşadığı her zorluğa göğüs germiş her sıkıntıda Rabbin den yardım dilemiş yılmamış,yıkılmamıştı Yaptığı işten ve olduğu konumdan asla şikayetçi olmadan azimle ve sabırla kendi işi gibi gayret sarf ederek gelmişti bu günlere.

Bu düşüncelerle marketin önüne kadar geldi. Arabasını yanaştırıp günlük ihtiyaçlarını alabilmek üzere girdi markete.İçeri girdiğinde yüzü asıldı birden. Yılbaşı için hazırlık yapılmıştı markette. Çam ağaçları süslenmiş, değişik süsler içeriye döşenmiş, renkli ışıklar ve paketlenmiş hediyeler,çeşit çeşit içkiler sıralanmıştı vitrine.Reyon elemanları da noel baba kılığında koşturuyorlardı içeride.Tamamıyla traji komik bir manzara hakimdi markette. Gözleri bir çırpıda içerisini taramıştı ki girdiği kapıdan hızla dışarı çıktı. Aceleyle arabasına binerek bir an önce oradan uzaklaşmak istercesine bastı gaza.Gördükleri onun ülkesinde olan şeylerdi.Çoğunluğu Müslüman olan bu ülkenin marketinde noel babalar karşılamıştı onu.Bu yozlaşma insanın içini acıtmalı,yüreğini sızlatmalı,düşündürtmeliydi de aslında.Bu hal hiç de normal değildi.Normal görülmemeliydi de. Evlerinin yakınında ki sürekli alış veriş yaptıkları bakkala gelene kadar donuk bir şekilde ilerledi. Nihayet bakkalın önüne geldiğinde kenara yanaşıp dalgın bir şekilde girdi içeri;

- Selamun aleyküm Hasan efendi

- Aleyküm selam Halis bey.

- Nasılsın bakalım işler nasıl?

- İyidir Halis bey Allah’a şükürler olsun rızkımız çıkıyor işte.

- Sana yılbaşı gelmiyor mu Hasan efendi?Herkesi bir yılbaşı telaşı sarmış. Vitrinlerini süslemişler. Çam ağaçları, süsler bir görsen şaşırıp kalırsın valla. Sen süslememişsin dükkanını. İnsanlar bayramdan daha fazla önem verir hale geldi yılbaşlarına.

- Sorma beyim bende anlamıyorum. Akrabalardan bazıları eğlence yerlerine gideceklermiş o gece. Neyi kutluyorlar vallahi bilmiyorum

- Bize dayatılan bir şeyleri kutluyoruz farkında değiliz.Bize ait olmayan bir günü sanki bizimmiş gibi kutluyoruz. Özenti sadece Avrupalı özentisi.Kraldan daha çok kralcı kesildi millet maalesef.

- Alışveriş merkezleri tıklım tıklım insanlar çılgınlar gibi alış veriş yapıyor. Amaçsız, şuursuz,kendisine sanal bir mutluluk bulmuş gibi yapay bir koşturmaca dünyasında debelenip duruyoruz işte.Allah sonumuzu hayır eder inşallah.

- İnşallah Hasan efendi.Ama sanki her geçen gün biraz daha yabancılaşıyoruz ülkemize ve ananelerimize. Biraz daha bizim olmayana sarılıyoruz. Sanki kendimizi birilerine kabul ettirme çabası bizi saçmalamaya doğru itiyor farkında olmadan. İşin ilginç tarafı Müslüman olduğunu iddia eden pek çok insanda bu şekilde. Televizyonda ki eğlencelere baktıkça yüreğim titriyor.içim acıyor.Biz bunları yapacak,tüm bunları normal görecek insanlar değildik.Ne oldu bize ? Kimler bizi bu hale getirdi? Ve nasıl müsaade ettik bu şekilde dayatma kutlamalara.?

- Allah hesap sorar valla beyim.

Soracak tabi Hasan efendi. Elbette soracak.Haberlerde görüyoruz Filistin de her gün canlar gidiyor. Bir aile bir saniyede yok ediliyor.. Irakta işkenceler,ölümler kol geziyor. Oradaki Müslüman bacılarına tecavüz edilirken, canlar yitip dururken biz neyi kutluyoruz? Kutlama yapacak neyimiz var bizim? Hangi zaferi kutluyoruz? Aslında gülüyoruz ağlanacak halimize....Oysa Rabbimiz kuranda nasıl buyuruyor.

“Öncekilerin başlarına gelenler sizinde başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi zannediyorsunuz?”

- Evet Halis bey çok doğru söylüyorsun.. Keşke herkes senin gibi düşünse.

- Düşünmek zorunda aslında.Bunlar benim ifadelerim değil ki. Bunlar bizi yoktan var eden Rabbimizin ifadeleri.. Dünyanın bir tarafındaki Müslüman kardeşlerimizin ülkesini işgal eden, onlara zulmeden, haksız yere ülkelerini işgal edenlerin zaferlerini kutlamış oluyoruz bir nevi. Evet onların kutlama yapmaları gerekiyor.Bir ülkeyi tüm dünya Müslümanlarının gözü önünde iftiralarla işgal ederek orada bir soykırım yapıyorlar..Dünya Müslümanlarının göz yumması sonucu da gerçekleştirme yolundalar..Onun zaferini kutluyorlar. Onların kutlanacak bir zaferleri var .Ya bizim? Hangi zaferimizi kutlayacağız? Ne için , kim için eğleneceğiz? Bu neyin eğlencesi olacak anlamıyorum...

Aslında her birimizin o gece başını ellerinin arasına alarak düşünme gecesi olması lazım........

O gece ağlama gecemiz olması lazım.

O gece Müslümanlara yaptıklarından dolayı zulüm sarhoşluğunda olan zalimlerin helakı için dua gecemiz olması lazım.

O gece Rabbimize bizi affetmesi için , duyarsızlığımız için, bana dokunmayan yılan bin yaşasın dediğimiz için, ve ya bu şekilde davrandığımız için,Doğudakinin canı yanarken batıdaki hissetmiyorsa bizden değildir buyruğunu hiçe saydığımız için ,görmemiz gerekenleri görmediğimiz için kısacası Allah’a gerçek birer kul olamadığımız için af dileme gecemiz olması lazım.İnsan olmamız lazım yani.Nefes alıp veren,yiyen içen,gezen,dolaşan et yığını değil insan olmamız lazım hem o gece hem de bir ömür boyu.

Hasan efendinin gözleri dolmuştu. İnsan olmak bu ne güzel bir ifadeydi. Müslüman olduğunu iddia eden pek çok kişi yılbaşı gecesi eğlenecekti.Peki insan olmadan insanların arasında gezenler,yeri geldiğinde insanlık dersi verenler Allah’ın huzurunda nasıl hesap vereceklerdi ki? Nasıl savunacaklardı kendilerini.? Hangi yüzle gideceklerdi sevgililer sevgilisi Habibin yanına?

- Hasan efendi yanlışa her gün başka yanlışlar ekliyoruz.. Şunu unutmayalım ki, biz kendimizi değiştirmeden Allah bizim durumumuzu değiştirecek değildir. Kurana inanan bir insan ona ters olanı asla yaşamaz.Peygamber efendimize inanan bir insan da yaşantısını ona göre tanzim eder.Allah’a birazcık imanı olan da onun çizdiği sınırların dışına asla çıkmaz.

Halis bey derin bir nefes çekerek saatine baktı. Eve oldukça gecikmişti. Hasan efendiye tebessüm ederek döndü

- İkimizde ne kadar doluymuşuz. Konuşacak ne kadar çok şeyimiz varmış Seninle alış verişin dışında hiç konuşmazdık.Şimdi Allah’a şükretmem lazım.Senin gibi Allah inancı olan küfre karşı çıkan,inançlarından asla ödün vermeyen birinden alışveriş yaptığımız için..İnşallah eve de beklerim daha detaylı konuşuruz... Ben Müslümanların bir gün mutlaka uyanacaklarına inanıyorum.Tek korkum da bu uyanışın çok geç olması.Allah hakkımızda hayırlısı neyse onu göstersin.

- Amin beyim. Bende çok memnun oldum bu şekilde bir konuşma yapmamız hayırlı oldu birbirimizi daha yakından tanıdık.Allah birbirimizi tanıyabilmemiz için yılbaşını vesile kıldı belki de.

Halis bey tebessüm ederek devam etti

- Belki de Allah’u alem: Hadi sana hayırlı işler.

Alacaklarını alarak oradan uzaklaşırken mahallesinde kendisi gibi düşünen birinin varlığını bilmenin verdiği rahatlıkla eve doğru yöneldi.Kapının önüne geldiğinde camda kendisini bekleyen oğlunu görünce tebessüm etti.Çocuk içeriye seslendi

- Anne babam geldiii

Ayşe hanım tebessüm ederek açtı kapıyı.

Eşinin elindekileri alırken bir taraftan da

- Hoş geldin bey. Geç kalınca oğlun meraklandı.Ben bir yere uğrayabileceğini düşünerek gecikebilir dedim ama o sana bir müjde vereceği için heyecanla seni bekledi.

- Oğlum hayırdır ne müjdesi bu?.

Çocuk heyecandan yerinde duramıyor bir sağa bir sola dönüp duruyordu.

- Baba biliyor musun , ben bu yıl örnek öğrenci seçilmişim. Dönem sonunda başarı belgesi vereceklermiş.

Halis beyin yüzü güldü. Oğluna sarılırken bir taraftan da

- Aferin oğlum sana .Sen zaten bizim için örnek bir insansın. Ama öğretmenlerinin de bunu fark etmeleri beni çok mutlu etti. Seninle gurur duyuyorum.

Ayşe hanım yemeğin hazır olduğunu söyleyene kadar sürdü bu mutluluk tablosu.Neşe içerisinde sofraya oturdular. Halis bey bir yandan akşam haberleri dinliyordu ki sıkıntı bastı.Tüm haberler yılbaşıyla ilgiliydi.Hangi ünlü yılbaşını nerede geçirecek,ne kadar para alacak,hangi gazino daha ucuz. Ard arda kanal değiştirdi.Nihayet bir kanalda yurttan ve dünyadan haber veren bir haber programı bulunca orada kaldı.Yine gündemde Irak ve öldürülenler vardı.Halis beyde az evvelki neşeden hiçbir eser kalmamıştı.Hüzünle izlemeye başladı.Boğazından lokmalar geçmiyor az evvel konuştukları da aklına geldikçe iyice hüzünleniyordu. Çaresizliği hiç bu denli yaşamamıştı.Kendini hiç bu kadar güçsüz ve işe yaramaz hissetmemişti.Zoraki birkaç lokma bir şeyler yedikten sonra kalktı sofradan.

Akşam namazını kılmak üzere abdest alıp namaza durdu. Aşkla kıldı namazını.Namaz sonrası yine içtenlikle yaptı duasını.Kendi için değil, tüm insanlar için dua etti.Zulüm içinde yaşamaya çalışanlar,rahat ortamlarında eziyet gören kardeşlerini unutanlar ve bilinçsiz bir şekilde şuursuzca hareket edenler,kendine ait olmayan günleri hiçbir şey umursamadan kutlamaya çalışanlar için dua etti içi yanarak. Ayşe hanım namazını kılmış haberleri dinlemeye devam ediyordu. Halis bey de yanına gelerek o da dinlemeye başladı.Haber arasında verilen reklamlarda gece o kanalda olacak eğlenceleri gösteriyorlardı. Ayşe hanım eşine bakarak hiddetle başladı konuşmaya;

- Bey bunlarda iyice çıldırdı. Şu hale bak ya!. Sanki yüzde doksan dokuzu Müslüman olan bir toplum değil de bir Avrupa ülkesi gibi. Anlamıyorum bey.

- Evet hanım bugün bakkalda Hasan efendiyle bu konuyu konuştuk.O yüzden gecikmiştim zaten. O da aynı bizim gibi düşünüyor. Yılbaşının bize ait olmadığını hıristiyanların adeti olan bu geceyi Müslümanın kutlamaması gerektiğini söylüyor.Ben Hasan efendinin bu şekilde düşündüğünü bilmiyordum.Çok sevindim Uzun uzun sohbet ettik.

- Gerçektende öyle. Bu gece hıristiyanlara ait.Bizimle alakası yok. Bugün Kur’anda okuyordum konuyla ilgili o kadar çok ayet var ki Kafirlere benzemek konusunda.Ne hazindir ki Müslüman olduğunu iddia eden pek çok kişi yılbaşını kutluyor.Kısacası kafirlere benziyor farkında olmadan Allah muhafaza yapılan tüm amelleri bir anda boşa gidebilir.. Allah canlarımızı bu hal üzerine alacak olursa imansız da gidiyor olabiliriz.. Bir yanda savaş zulüm diğer yanda eğlence. Allah perdelenen gözlerimizi aralamamızı nasip etsin inşallah.

Halis bey neşesiz bir şekilde televizyonu kapatarak onu rahatlatan Allah’ın kitabını açarak okumaya başladı.Yatsı okunana kadar sürdü bu hal.Namazını kılarak erkenden yattı.Üst kattakilerin sesleri onlara kadar geliyordu.içki içiyorlar olsa gerek ki sarhoşluktan dolayı ne söylediklerini bilmez halde bağrışıp duruyorlardı.Halis bey duymamak istercesine kulaklarına doğru çekti yorganı..İçin için dua ederken uyuya kalmıştı. Birkaç saat sonra şiddetli bir gürültüyle uyandı. Bağrışmalar sanki yan odada gibiydi.10 dan geriye doğru sayıyorlardı- 9 -8 - 7 -6 -5- hep bir ağızdan sıfıra gelebilmek için bağırarak neşe içerisinde eğleniyorlardı. Halis bey bir an o sayının kıyametin kopacağı an için düşündü.Sıfır denildiği zaman kıyamet kopsaydı.Kur’an da geçen kıyametle ilgili ayetleri düşündü.Dağların yürütüldüğünü,yerin yarılıp,yıldızların döküldüğünü,güneşin dürülerek insanların korkuyla dört bir yana kaçıştıklarını hayal etti.

Gözleri fal taşı gibi açılmış vaziyette;

- Aman Allah’ım eğer 3- 2 –1- 0- denildiğinde kıyamet kopuyor olsa yüzlerce insan kendini bilmez halde içkili bir şekilde can verecek.Düşünmek bile istemiyorum Allah’ın haram kıldığı bir şeyi içmiş haldeyken,hıristiyanlar’a ait bir geceyi kutlarken,kim bilir belki de kılınan namazlardan sonra masumane sadece televizyon seyredip çekirdek çıtlatarak bu geceyi ihya ederlerken ,bazılarının da eğlence yerlerinde dansözlere para yapıştırırken canlarını alacak Allah. Peki o zaman ne söyleyecekler kendilerini yoktan var edene?Bulundukları hali nasıl izah edecekler?

En önemlisi de kimlerle beraber haşrolunacaklar?

Sürekli üzerine basa basa iddia ettikler Müslüman kardeşleriyle mi yoksa şu anda taklit ettikleri, izlerinden gittikleri inkarcılarla mı beraber haşrolunacaklar?

Allahım sen bizi affet.. Sen bizim gerçeği anlamamızı sağla. Bizi kafirlerle dost olanlardan değil onları düşman bilenlerden, onlara benzemeye çalışanlardan değil,sana gerçek manada yönelen ve bu dini hakkıyla anlayarak yaşayanlardan eyle..Ahirette senin huzurunda Müslümanlarla bu din için mücadele edenlerle beraber haşrolanlardan eyle...

838 kez okundu.
Hikaye - Bukalp.Com

hikayeler - resim

Açılış sayfam yap



Güzel Sözler slayt Güncel Haberler aşk resimleri Espiye Satılık daire

Hosting Hizmetleri
KAPAT [X]
KAPAT [X]